İçeriğe geç

Gümrü Antlaşması ile nereler alındı ?

Gümrü Antlaşması ile Nereler Alındı?

1918, I. Dünya Savaşı sonrasında, Osmanlı İmparatorluğu’nun büyük çöküşünün ardından, toprakların birer birer kaybedildiği bir dönemdi. Birçok kişi “Gümrü Antlaşması”nı, sanki bir zafer gibi görebilir. Ancak gelin görün ki, işin arkasında daha fazlası var. İzmir’de yaşayan, sosyal medyada aktif bir genç olarak, her şeyin göründüğü gibi olmadığını düşünenlerdenim. Gümrü Antlaşması, Azerbaycan Cumhuriyeti ile Ermenistan Cumhuriyeti arasındaki bir anlaşma. Bu anlaşma, Osmanlı İmparatorluğu’nun zaferle çıkması gereken savaşlardan birinde, aslında neyin kaybedildiğini gösteriyor.

Bu antlaşma ile kazandığımız topraklar hakkında pek çok spekülasyon olsa da, Gümrü Antlaşması aslında Türkler için tam anlamıyla “bir kazanç” değil, “bir kayıp” olmuştur. Peki, ne oldu da bu anlaşma bir zafer gibi gösterilmeye çalışıldı? Nereler alındı, nereler kaybedildi?

Gümrü Antlaşması ile Nereler Alındı?

Gümrü Antlaşması, 3 Aralık 1920’de, Azerbaycan Cumhuriyeti ile Ermenistan Cumhuriyeti arasında imzalanmıştır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken şey, bu anlaşmanın Türkiye Cumhuriyeti’ne değil, doğrudan Azerbaycan’a ve Ermenistan’a ait topraklarla ilgili olmasıdır. Osmanlı İmparatorluğu’nun son zamanlarında, bu tür anlaşmalar genellikle çıkarlar üzerinden şekillendi ve bu da, “kim kazanır?” sorusunu sürekli gündeme getirdi.

Yani, Gümrü Antlaşması ile kaybedilen topraklar, aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin doğrudan ilgisini çekmiyordu. Ancak bu noktada önemli bir detay var: Antlaşma ile Ermenistan’a, bugünkü Ermenistan Cumhuriyeti’ni kurmaya yetecek kadar toprak verildi. 1918-1920 arasında Ermeniler, Rusya’nın desteğiyle güç kazanmışlardı ve bu toprakları kontrol altına almak için büyük çaba harcadılar. Gümrü Antlaşması, Ermenilere “artık bu topraklar sizin” demek gibi bir şey oldu.

Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer konu, Gümrü Antlaşması’nın Azerbaycan’ın toprak bütünlüğüne de etki etmiş olmasıdır. Bu, Türk ve Azerbaycan halkları arasındaki ilişkileri oldukça germiştir. Ancak bir bakıma, bu anlaşma ile Azerbaycan’ın sınırları çizilmiş, bağımsızlık yolunda önemli bir adım atılmıştır.

Gümrü Antlaşması’nın Zayıf Yönleri: Kazanılanlar mı, Kaybedilenler mi?

Hadi biraz gerçekçi olalım, Gümrü Antlaşması gerçekten Türkler için büyük bir kazanç mıydı? Gerçekten bu anlaşma, “zafer” olarak kutlanmayı hak ediyor mu? Hayır, bence etmiyor. Çünkü bu antlaşma, yalnızca bir “diplomatik zafer” gibi görünse de, aslında büyük kayıpları beraberinde getirmiştir. Ermeniler, bölgede ilerleyebilmek için her türlü fırsatı kullanırken, bu anlaşma Türklerin aleyhine işleyen bir nevi “Barış Taktikleri” olarak okunabilir.

1. Büyük Kaybımız: Kars ve Ardahan

Evet, Kars ve Ardahan’ı kaybettik. Bu topraklar, Türkler için oldukça önemliydi. Gümrü Antlaşması, bu şehirlerin Ermenistan’a verilmesi anlamına geliyordu. Bu kayıplar, sadece toprak kaybı değil, kültürel ve tarihi bir kayıptı. Bu durum, Ermenilerin Türk topraklarına yerleşmesi ve tarihsel olarak büyük bir “etki alanı” yaratmaları anlamına geliyordu.

2. Savaşın Bitişinin Ardındaki “Hikaye”

Bir de bu anlaşmanın imzalanmasındaki arka planı göz önünde bulundurmak lazım. Gümrü Antlaşması, aslında bir zafer olarak kabul edilse de, savaşın bitişinin sonrasında Ermenistan’ın baskıları, Türk topraklarına yönelik tehditler ve Rusya’nın oyunlarıyla şekillenen bir süreçti. Savaşın bitmiş olması, yalnızca bir ateşkesin sağlanmasıydı, ama bu “barış” ne kadar kalıcıydı, tartışılır.

Gümrü Antlaşması Sonrasında Ermenistan’ın Güçlenmesi

Peki, Gümrü Antlaşması Ermenistan’a ne kazandırdı? Burada en net yanıtı verebiliriz: Ermenistan’ın sınırlarını büyük ölçüde güvence altına aldı. Ermeniler, Gümrü Antlaşması ile topraklarını daha genişleterek, Azerbaycan’a ve dolayısıyla Türkiye’ye karşı daha güçlü bir konum elde ettiler. Bunun sonucunda, hem Azerbaycan Cumhuriyeti hem de Türkiye için büyük tehditler oluşturabilecek bir güç dengesi oluştu. Gümrü Antlaşması, sadece toprak kaybı değil, aynı zamanda bölgesel strateji kaybına da yol açtı.

Tartışmaya Açık Bir Konu: Gümrü Antlaşması Hala Günümüz İçin Ne İfade Ediyor?

Gümrü Antlaşması, her ne kadar dönemin şartlarında bir “barış anlaşması” gibi görünse de, aslında pek çok açıdan tartışmalı bir evrak olarak kalmıştır. Bugün, bu anlaşma hâlâ Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki ilişkilerde bir tartışma konusu olabiliyor. O dönemin tarihsel bağlamı, günümüze kadar uzanan derin etkiler bırakmıştır.

Hadi soralım: Gümrü Antlaşması’nın aslında Türk milletine ne kazandırdığı konusunda kesin bir şey söylemek mümkün mü? Eğer kazanç değilse, bu anlaşma gerçekten hangi “zaferi” simgeliyor? Ya da belki de gerçek bir zafer, toprak kazançlarıyla değil, diplomatik beceriyle kazanılabilir mi? Bu soruları tartışmak, yalnızca tarihsel bir perspektif değil, aynı zamanda günümüz siyasetine de ışık tutabilir.

Sonuç: Kazanmak mı, Kaybetmek mi?

Sonuç olarak, Gümrü Antlaşması’nın tarihi sonuçları, sadece toprak kaybıyla ölçülmemeli. Bu antlaşma, uluslararası ilişkilerdeki diplomatik güç dengelerini de değiştiren bir faktördür. Ancak tüm bunları göz önünde bulundurduğumuzda, Ermenistan’a kazandırılan topraklar ve bizim kaybettiğimiz şehirlerle birlikte, Gümrü Antlaşması’nın bir zafer değil, bir kayıp olduğu çok net bir şekilde söylenebilir. Evet, bir barış anlaşmasıydı, ama içinde pek çok soru işareti barındırıyordu.

Peki, sizce Gümrü Antlaşması gerçekten Türkler için bir zafer miydi, yoksa sadece bir diplomatik hamle miydi? Bu soruya vereceğiniz cevap, geçmişle yüzleşmeye dair daha derin bir tartışmanın kapılarını aralayabilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hipercasino şişli escort megapari-tr.com
Sitemap
ilbet yeni girişvdcasino sorunsuz girişvdcasino girişwww.betexper.xyz/