Adaletin Niçin Önem Vermeliyiz? Yani, Gerçekten…
Adalet: Herkesin Payına Düşeni Alması mı, Yoksa Herkesin Aynı Payı Alması mı?
İzmir’de yaşayan 25 yaşında, hayatını esprilerle süslemeyi seven ama bir yandan da her şeyi fazla düşünüp bazen kafayı yiyen biri olarak, adaletin önemini anlamam biraz tuhaf bir süreçti. Bir akşam arkadaşlarla çayı yudumlarken, birinin tam çayın ortasında “Adalet neden önemli ya?” diye sormasıyla başlayan bir sohbet, beni derin düşüncelere sürükledi. Evet, arkadaşlarımın ciddiyet sınırlarını çoktan geçtik ama bu soruyu ciddiye almak zorundaydım. Yani, adaletin niçin önemli olduğunu anlatmak, üzerine birkaç espri ekleyip rahatlamak kolay iş değil!
Beni tanıyanlar, adalet konusunun bana biraz fazla ağır gelebileceğini bilirler. Çünkü benim hayatımda işler genellikle şöyle ilerler: Her şey çok basitken bir anda ciddi bir meseleye dönüşüyor. Ne zaman bir karar vermem gerekse, iç sesim devreye girer: “Bunu adaletli mi yapacaksın? Gerçekten mi?”
Bunu daha iyi anlatmak için birkaç örnek vermek gerek. Geçenlerde mahalledeki sahilde, arkadaşlarla futbol oynuyorduk. Bir top, karşıdaki kayalıklara doğru fırladı. Herkes topu almak için koştu ve bir anda “Adalet!” diye bağıran bir arkadaşım oldu. “Adalet nedir?” diye sordum, “Herkesin eşit şekilde koşması!” dedi. Ben de içimden “Yani ben yavaş koşmam gerektiğini mi söylüyorsun?” diye düşündüm, ama tabii, başka bir şey demedim. İşte, “Adalet” dediğimizde, genelde herkesin hakkını aynı şekilde alması gerektiği düşüncesi devreye giriyor.
Adaletin Paylaşımı: Paylaştıkça Daha Fazla Paylaşırsın!
Adaletin niçin önem verdiğimizi anlatmaya devam edeyim: Çünkü adalet, hem günlük hayatın küçük kararlarında hem de büyük sistemlerde birbirimize karşı ne kadar dürüst olduğumuzu belirler. İzmir’deki sahilde oynadığımız futbol oyunu, belki bir küçücük örnek gibi görünebilir ama aslında büyük bir hayat dersinin yansımasıydı. Adalet, her zaman bize “hakkını ver” diyor, ama sorun şu ki, bazen insanlar “hakkını veren” kişiyi kaybetmeye daha yakın oluyorlar. Yani, sizin adaletli olmanız başkalarına adaletli olmayı öğretmiyor.
Bir gün, sokakta yürürken, karşıdan gelen bir kişi caddede çiçek satan birine “Bunları ne kadar yapıyorsun?” diye sordu. Çiçek satan kişi gülümsedi ve “Bunlar 10 lira” dedi. Yine o kişi, “O zaman iki tane alayım, birini sana vereyim” dedi. Çiçek satan kişi biraz şaşırarak “Peki, birini bana vermene gerek yok” dedi. Bu anı düşününce aklıma gelen ilk şey şu oldu: “Ne kadar adil bir yaklaşım! Birinin hakkını vermek, diğerinin bile hakkını düşünebilmeyi gerektiriyor!”
Ve işte bu yüzden, adalet önemlidir. Çünkü adalet sadece “hakkını alma” değil, başkasının hakkını koruma meselesidir de.
Adaletin Kişisel Hedeflere Etkisi: “Bana Da Hakkımı Ver”
İç sesim hep der ki: “Adalet! Hakkını al! Ama başkasının hakkını da çalma!” Tabii, bu kadar karmaşık bir düşünce her zaman düzgün işler mi? Pek sanmıyorum. Herkesin adaletli olması gereken bir dünya hayal etmek, teorik olarak çok güzel, pratikte ise bazen karmaşık ve çelişkili bir süreç. Adaletin önemini kendi hayatımda o kadar da kolay bir şekilde görmedim, çünkü bazen bazı şeyler sadece işinize gelmiyor. Ama mesele burada, adaletin işinize gelmeyen bir şey olmasında değil, adaletin sizden daha güçlü olanlara karşı doğru duruşu almanızı sağlamakta.
Geçenlerde bir arkadaşım, “Bana da hakkımı ver!” diye bağırdı. Ben de içimden düşündüm: “Evet, sana da hakkını vermeliyim, ama bu hak ne? Sadece yemek siparişi verirken kazananı seçmek mi?” Sonra fark ettim ki, adalet, sadece yemek siparişlerini paylaşırken değil, hayatta karşınıza çıkan her durumda önemli bir yer tutuyor. “Bana da hakkımı ver!” derken, aslında hepimizin eşit bir pay alması gerektiği düşüncesini içimizde taşıyoruz. Oysa bazen birine daha fazla vermek, adaletin ta kendisi olabilir.
Sonuç: Adalet Önemli Çünkü Hepimiz Aynı Gemiye Biniyoruz
Adaletin niçin önemli olduğunu bir kez daha düşündüm: Çünkü hepimiz aynı gemiye biniyoruz ve bu gemiyi sağ salim bir yerlere taşımak istiyorsak, herkesin yolculuğunun hakkını vermek zorundayız. Başka birine “hakkını ver” dediğimizde, aslında hem kendi yolculuğumuzu hem de başkalarınınkini daha güvenli hale getirmiş oluyoruz.
Sonuç olarak, adalet yalnızca haklarımızı korumak değil, aynı zamanda başkalarına da adil olmak anlamına gelir. Gündelik hayatta, futbol sahasında, çiçekçi dükkanında veya sokaklarda belki komik bir şekilde karşımıza çıkıyor, ama sonuçta adalet, yaşamımızın her alanında var olan, en önemli ilkelerden biri. Eğer bu dünyada gerçekten adil olmayı başarırsak, hepimiz kazanırız. Ve evet, adaletin niçin önemli olduğunu hepimiz biliyoruz: Çünkü, sonradan pişman olmak istemiyorsak, başkalarının hakkını yememeliyiz!