İçeriğe geç

Öz saygı ne demek TDK ?

Öz Saygı Ne Demek TDK? – Bir Hikâye

Kayseri’de, bir bahar sabahıydı… Yavaş yavaş uyanıyordum, penceremden içeri giren gün ışığı yüzüme vuruyor, güne başlamak için hazır hissediyordum ama bir şey eksikti. Hani, bazen hayatın tadını alamazsınız, sanki bir eksik parça var ama nerede olduğunu bulamazsınız. İşte öyle bir sabah. O an, aslında tam olarak ne hissettiğimi anlamadım, ama bir eksiklik vardı. Ve o eksikliği yıllarca anlamadığımı, öylece gittiğini düşündüğümü fark ettim.

Bir an durdum, yatağımda sırtım duvara yaslı, aklımdan geçen her şey bir anda karıştı. Küçük bir anı, birkaç yıl öncesinden, hayatımın dönüm noktalarından biri, aklıma geldi. O zamanlar ne kadar kaybolmuş ve ne kadar da kırılmıştım, hatırladım. Peki, öz saygı ne demekti? TDK’de okuduğum anlamı biliyordum: “Kişinin kendine olan saygısı, kendini değerli hissetmesi.” Ama bir şeyler eksikti, bir türlü o tanımı tam anlamıyordum. Öz saygı demek sadece kendini değerli hissetmek miydi, yoksa bir insanın özünü kabul etmesi miydi? Bu sorularla o anı hatırlamaya başladım.

Bir Zamanlar Kaybolmuştum

Birkaç yıl önce, bir arkadaşımın doğum günüydü. O zamanlar, benden sadece birkaç yaş büyük olan bir kız arkadaşımdı. Ben de eski arkadaşlarımla bir araya gelip, onlarla birlikte kutlamak istemiştim. Ama her şey beklediğim gibi gitmedi. Doğum günü pastası, hediyeler, kahkahalar… Her şey normaldi ama bir eksiklik vardı. Kendimi orada yabancı gibi hissettim. Bir yandan herkesle konuşuyor, bir yandan telefonumda bir şeylere bakıyor, kendimi kimseye ait hissetmiyordum. Aniden, o an, kendimi yıllardır hissettiğim gibi boşlukta, yabancı bir insan gibi hissettim.

O doğum gününde, “öz saygı” kelimesi bir anda zihnimde belirdi. Kendimi başkalarıyla kıyasladım; onlar hayatlarına ne kadar hakimdi, ne kadar mutluydular! Ve ben? Nereye ait olduğumu bile bilmiyordum. Başkaları gibi giyinemiyordum, başkaları gibi konuşamıyordum. Kendimi hep eksik hissediyordum. O an, öz saygıyı bulamamak, başkalarına benzemeye çalışmak, ya da başkalarının “doğru” bildiği şeyi yapmakla kendimi değerli hissetmeyi denemek bana ne kadar acı verdi, anlatamam.

Gecenin sonunda, yalnızca birkaç kişiye gülümsedim ve “İyi geceler” dedim. Her şey geçip gitmişti ama ben içimde o boşluğu taşımaya devam ettim. Kendime o kadar kırgındım ki… Neden kendimi sevemiyordum? Neden başkalarına benzemek bu kadar önemliydi?

Öz Saygıyı Buldum: Bir Adım Sonra

O günden sonra, o boşlukla birlikte yaşamaya başladım. Ama artık biraz daha dikkatliydim. Öz saygıyı anlamaya, onun ne olduğunu gerçekten öğrenmeye çalışıyordum. Bu yolda bir kitap okudum, bir makale okudum, düşündüm. İçsel yolculuğum başladı. Şu an bile hatırlıyorum, o gün kendime söylediğim bir şey vardı: “Başkasına benzemek için hayatını harcama, sen kimsen, o kadar özelsin ki…” Ama bunu içimde hissetmek zaman aldı.

Bir gün, bir parkta yürüyüş yaparken, karşıma çıkan yaşlı bir amca bana şöyle demişti: “Evlat, önemli olan ne olduğun değil, kendine ne kadar saygı duyduğundur. Bir insan, kendine saygı duyduğunda, dışarıdan gelen her türlü eleştiriyi bir kenara koyar ve sadece içindeki sesi dinler.” Bu sözler o kadar derinden etkiledi ki, o andan sonra hayatıma yeniden bir anlam katmaya başladım.

Öz Saygı ve Kendini Kabul Etmek

O sabah, yıllarca içinde kaybolduğum ve anlamını bilmediğim o eksik parçayı bulduğumda, aslında öz saygının sadece bir kavram değil, bir süreç olduğunu fark ettim. Öz saygı demek, kendini olduğu gibi kabul etmek demekti. TDK’deki tanımı bir kenara bırakıp, içimden gelen sese kulak vermekti. Başkalarının standartlarına uymak, başkaları gibi olmak bana huzur getirmezdi. Kendi yolumu bulmalıydım. O an bir şey fark ettim: Kendini sevmenin, öz saygıyı bulmanın yolu, önce kendine değer vermekti. Kendi seçimlerimi kabullenmekti. Ve evet, hatalarımı sevmekti. Çünkü hata yaparak büyüdüm. Her hata bana öğretti ve beni ben yaptı.

Bir zamanlar kaybolmuşken, şimdi neredeyse her sabah kendimi sevmek için uyanıyorum. Bunu başarmam uzun bir yolculuk gerektirdi, ama artık kendimi eksik hissetmiyorum. Hatalarımı kabul ediyorum, başkalarıyla kıyaslamıyorum ve en önemlisi, kendimle barış içindeyim. Bu yazıyı yazarken, o kaybolan duyguların artık kaybolduğunu, yerine öz saygı ve içsel huzurun geldiğini hissediyorum.

Sonuç: Kendini Sevmek ve Öz Saygı

Öz saygı, dışarıdaki herhangi bir onaylamadan çok daha önemli. Kendini kabul etmek, olduğun gibi olmak, yaşadıklarını sevmek ve her geçen gün biraz daha olgunlaşmak demek. Kayseri’de bir sabah, o eksiklik hissini ilk hissettiğimde, asıl öğrendiğim şey, kendimle barıştım. İçimdeki boşluklar artık yavaş yavaş doluyor, çünkü ben de artık kendime saygı duyuyorum. İçimdeki sesin gücünü duyuyor ve her geçen gün kendimi daha fazla seviyorum.

Öz saygı, sadece başkalarının bizimle ilgili ne düşündüğüne bağlı değil, aynı zamanda bizim kendimizi nasıl gördüğümüzle de ilgili. Bu yazıyı okuyan biri belki kendini kaybolmuş hissediyor. O kişi şunu bilsin: Her şey bir adımla başlar. Senin değerini belirleyen tek şey, başkalarının düşünceleri değil. Kendine saygı duymayı öğrendiğinde, hayatın her şeyini değiştirebilirsin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://beldeforum.com https://tahsilatpro.com.tr https://batidental.com.tr Sitemap
ilbet yeni girişilbet girişvdcasino girişwww.betexper.xyz/Türkçe Forum